Logo

1 Mayıs’ta mücadele alanlarına!

Partimiz 2019 1 Mayıs’ının sermaye düzenine karşı görkemli bir direniş günü olarak örgütlenmesi için sizleri safları sıklaştırmaya, mücadeleyi büyütmeye ve sınıf barikatlarını güçlendirmeye çağırmaktadır. Çünkü, sermaye düzeninin ve dinci-faşist iktidarının kölelik dayatmaları, faşist baskı ve terörü başka türlü püskürtülemez. Çünkü, yaşamı...

» TKİP 1 Mayıs bildirisi (PDF)

Yerel seçimlerin tüm önemi, düzen içi siyasi güç dengelerine etkisinden gelmekteydi. Bu açıdan sonuçlar ortaya ikili bir tablo çıkarmıştır. Bir yanda başta üç büyük kent olmak üzere önemli bazı kentleri kazanmış bir düzen muhalefeti, öte yanda ekonomik krizin yıkıcı etkilerine rağmen %51’lik oy oranını koruyabilen dinci-faşist bir iktidar bloku. Fakat bu korunan bir denge anlamına gelmemektedir. İktidar bloku, özellikle de onun AKP kanadı, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere önemli...

Komünistler örgüt sorununu hiçbir zaman siyasal sınıf mücadelesinden, bu mücadelenin güncel ve tarihsel ihtiyaçlarından ayrı ele almadılar. Örgüt sorununu içinden geçilen dönemin koşulları, sınıf mücadelesinin verili durumu, komünist hareketin gelişim süreçleri vb. bir dizi etkenle bir arada, diyalektik bir bütünlük içerisinde değerlendirdiler. Fakat her adımda stratejik olanı, illegal-ihtilalci temele sahip devrimci bir parti inşa etmeyi esas aldılar.

Fiili-meşru mücadele çizgisine dayalı olarak dalga dalga yayılan büyük metal hareketi günlerce toplumun gündemine oturmayı başardı. Partimizin adı ve emeği ile sıkı sıkıya ilişkili son iki direniş, taban inisiyatifine dayalı ve sendika bürokrasisinden bağımsız eylem çizgisinin geliştirilmesi açısından çok önemli deneyimler bıraktılar...

İnisiyatifli ama aynı zamanda disiplinli bir parti çalışması, tek tek örgütlerin “üstten gündelik olarak yönetilmesi” ile değil, “sistematik olarak eğitilerek yönlendirilmesiyle ve böylece kendine yeterli hale getirilmesiyle” başarılabilir. Bir önderliğin asli görevi tek tek örgütleri yönetmek değil, ideolojik-politik görevleri esas alarak bütün partiyi yönetmektir. Sıkı bir merkeziyetçilik ve altın üste tabiliği tam da bu işlev yerine getirilebilsin diye vardır. Sorun, yapılacak tüm işlerin...

Tarihin gördüğü en tutarlı, ilkeli ve militan devrimci parti olan bolşevik parti tarihsel başarısını bütünlüklü bir devrimci kimliğe sahip olmaya borçludur. Marksizmin temel ilkeleri onun için her zaman eylem kılavuzu olmuştur. Bolşevikler olaylara, gelişmelere, izledikleri çizgi ve politikalara bu ilkeler üzerinden bakmışlardır...

Partimizin 20. Yılındayız; yirmi yıllık bir parti, otuz yıllık bir hareketiz. Bunun ciddi birikimlerine sahibiz. Nitekim çalışmamız boyunca da bunu somut olarak gördük. Ele aldığımız hemen her konuda eski bazı kaynaklardan verimlice yararlanabildik. Partimizin ciddi bir birikimi ve bunun bir sürekliliği var. Süreklilik burada çizgide tutarlılık anlamına geliyor. Kuşkusuz aynı yerde durmuyoruz. Zaman içerisinde birikimimiz artıyor, deneyimlerimiz zenginleşiyor, bakışımız derinleşiyor.

Sınıf çalışmamız özellikle son yıllarda önemli bir gelişim ve değişim süreci içindedir. 2007’de toplanan II. Parti Kongresi’nden bu yana süregiden müdahalelerin ürünü olarak parti çalışması artık sınıf zeminine oturmuş durumdadır. Henüz sınıf içinden gereğince kadrolaşma yaşanamasa da partinin ilişki ağının neredeyse tamamını...

Bir sürecin sınıflar mücadelesi açısından yerli yerine oturtulması, açık bir bilinç ve çaba ile bütünlenmesi, somutluğu içinde pratik mücadelenin örgütlenmesi önemlidir. Sınıf savaşımı istisnasız her alanı kesmektedir. Bu alanları sağlam bir bakış açısıyla yerli yerine oturtmak, farklı alanları yaşamın içinde organik bir bütünlük...

Devrimcilik bilinç işidir, inanç işidir ama devrimcilik bunlarla birlikte bir emek işidir. O kelimenin gerçek anlamında devrim mücadelesinin bir emekçisiydi. Her zaman proletaryayı temsil eden bir devrimci olarak emeğini en ileri düzeyde ortaya koydu. 12 Eylül yenilgisinin ardından proletarya sosyalizmini temsil eden bir hareketi...

8 Mart dünya komünist ve işçi hareketinin yüz yıllık tarihiyle sıkı sıkıya bağlantılı bir özel gündür. Devrimci içeriği, sınıfsal niteliği, enternasyonalist karakteri belirgindir. ‘90’lı yıllardaki 8 Mart tartışması ve ayrışması, 8 Mart’ın bu devrimci, emekçi ve enternasyonalist karakterini korumak amacına dayalıydı. Bu öneminden bugün de hiçbir şey yitirmiş değil. Dolayısıyla Parti’nin 8 Mart’a ilişkin politikasının değişmiş bulunduğu iddiası tümüyle anlamsızdır.

Ekim Devrimi bir kilometre taşı oldu. Arada durmak ya da tereddüt etmek artık olanaksızdı. Saflar son derece net oluşmuştu. Bir yanda, genel planda kapitalist düzenle ve tek tek ülkelerde kendi burjuvazisiyle bütünleşen çürümüş, tarihsel olarak ölmüş İkinci Enternasyonal; öte yanda, uluslararası proletaryanın devrimci eylemini iktidar mücadelesi ve proletarya diktatörlüğü doğrultusunda yönlendirecek ve yönetecek bir Üçüncü Enternasyonal...

Bugünün Türkiye’sinde devrimci toplumsal mücadele bakımından en temel, en acil, en çözücü halka, devrimci bir sınıf ekseni yaratmak, geliştirmek ve güçlendirmektir. Bunu gerçeğe dönüştürebilmenin güçlü potansiyel olanakları kesinlikle vardır, tüm sorun özel yoğunlaşmalarla, inatçı ve ısrarlı çabalarla bunu bir gerçeklik haline getirebilmektir. Tüm güç ve olanakların doğru bir çizgide ve yöntemli bir biçimde devrimci...

Partimiz 31 Mart yerel seçimlerine yukarıda ifade edilen ülke tablosu ve onun ortaya koyduğu görevler üzerinden yaklaşmaktadır. Görev, artan sömürü ve baskı politikalarına karşı işçi sınıfı merkezli bir direniş odağı yaratabilmektir. Türkiye’deki sınıf mücadelesinin seyrinin değişmesi, bu uzun vadeli görevin gereklerinin ne ölçüde yerine getirileceğine sıkı sıkıya bağlıdır. Partimiz 31 Mart yerel seçimlerini bu bakışla ele alacak...

Bir davayı sonuna kadar taşıyabilmek sürekli biçimde devrimci yenilenmeyi gerektirir. Var olana saldırmayanlar, onu devrimci eleştirinin hedefi haline getirip devrimci sonuçlar çıkaramayanlar kendilerini yenileyemez, statükoya ve sıradanlaşmaya mahkum olurlar. Statüko ve sıradanlık ise devrimci açısından ölüm demektir. Sinan yoldaşın kamuoyuna yansıyan ve THKO'dan TKİP'ye uzanan siyasal yaşamı...

Teslim Demir Genç Komünistler Kampı başarıyla gerçekleştirildi. Genç komünistler olarak kampımızı Türkiye devrimci hareketinin yarım asırlık çınarı olan yoldaşımıza atfettik. Teslim Demir yoldaş naaşının genç komünistlerce taşınmasını istemişti. Bu salt bir istek değil, bizim için bir vasiyet anlamı taşıyordu. Cenazesinde yoldaşın naaşını büyük bir onurla omuzladık. Fakat aslolanın, onun uğruna yaşamını verdiği mücadeleyi...

Teslim Demir yoldaş şahsında Türkiye devrimci hareketi yarım asırlık bir çınarını yitirdi. Burada en genel çizgiler halinde özetlenen yaşamı bunun tanığıdır. Yitirilen, ‘60’lı yıllardan 2010’lara çok sayıda devrimci kuşağa yoldaşlık etmiş ve son nefesine kadar da hep devrimci kalmış, örneğine artık çok rastlanmayan türden bir değerli insandır.

EKİM’in ve EKİM’ci komünistlerin en büyük iddialarından biri, EKİM’in “yeni bir çizgi, yeni bir gelenek ve yeni bir kültür” olduğu idi. Gerçekten de her alanda ve her bakımdan böyle oldu. Her zaman bu şiarının ruhuna uygun davrandı. Örneğin, daha ilk sayılarında EKİM’i “düşünen ve savaşan kadroların” örgütü olarak tanımladı, yayın organı olarak EKİM’i de sadece yazarların değil, tüm Ekimcilerin ve dahası ona yazmak isteyen tüm işçilerin ve devrimcilerin kürsüsü ilan etti...

Ekim Devrimi ve devrimin ardından yaşanan sosyalizm deneyimi, bizim en büyük dayanağımız ve yol göstericimizdir. Biz işe çok daha ileri bir noktadan başlayacak, bu kez sosyalizmi kesin zafere ulaştıracak koşullara sahip olacağız. Sovyetler Birliği’nin çöktüğü o karanlık yıllarda siyaset sahnesine adım atan...